Bazı konular vardır ki kadınlar bunları yüksek sesle dile getirmek yerine içlerinde taşımayı tercih eder. Bunun nedeni her zaman korku değildir; bazen yorgunluk, bazen anlamlandırma ihtiyacı, bazen de boşuna konuşmaya gerek olmadığına dair öğrenilmiş bir kabulleniştir. Sessiz kalmak dışarıdan pasiflik gibi görülse de içsel olarak oldukça aktif bir süreç olabilir. Kadınların sessiz kaldığı konular, çoğu zaman onları en çok yoran, en çok düşündüren ve en çok değiştiren konulardır.
1. Kendi Yorgunluğu
Birçok kadın kendi yorgunluğunu yüksek sesle söylemez. Yorgun olduğunu kabul ettiğinde işler durmayacaksa, görevler aksayacaksa ya da kimse yardımcı olmayacaksa söylemenin bir anlamı olmadığını düşünür. Bu yüzden “yorgun musun?” sorusuna “iyiyim” cevabını verir. Sessizlik burada kabulleniş değil, yorgunluğun görünmezleşmesinin bir sonucudur. Bazı kadınlar bu yorgunluğu uykuya, bazıları duygusal mesafeye, bazıları içe kapanmaya dönüştürür.
2. Başarılarının Değersizleştirilmesi
Kadınların sessiz kaldığı konulardan biri de başarılarının nasıl algılandığıdır. İş hayatında, eğitimde, ilişkilerde ya da kişisel hedeflerde elde edilen başarılar bazen “şans”, “tesadüf” veya “normal” olarak görülür. Bu durum dışarıdan söylenmese bile hissettirildiğinde bazı kadınlar başarısını savunmak yerine susmayı tercih eder. Çünkü açıklama yapmak çoğu zaman faydasız hissettirir. Sessizlik bu noktada değersizleştirilmenin farkında olma, ancak tartışmaya girmeme halidir.
3. Görünmez Sorumluluklar
Ev içi düzen, duygusal emek, planlama, hatırlatma, arabuluculuk gibi görünmeyen işler birçok kadının rutinidir. Bu sorumluluklar çoğu zaman kimse tarafından talep edilmeden yapılır ve takdir edilmeden sürer. Bazı kadınlar bu görevlerin ağırlığını hissetse de bunu dile getirmemeyi seçer. Çünkü “nasıl olsa değişmeyecek” düşüncesi sessizliği besler. Böyle durumlarda sessizlik, çatışmadan kaçınmak değil, enerjiyi korumaktır.
4. İlişkilerdeki Kırgınlıklar
Kırgınlık en sessiz duygulardan biridir. Birçok kadın ilişkilerindeki kırgınlıkları içselleştirir; çünkü bunları söylemenin karşı tarafı değiştirmeyeceğini düşünür. Kırgınlıklar bazen küçük bir cümleden, bazen yıllarca biriken sorumluluklardan, bazen de anlaşılmamaktan doğar. Sessizlik burada vazgeçiş değil, duygunun derinleşme biçimidir. Kırgınlığın dile getirilmemesi, kimsenin fark etmediği anlamına gelmez; sadece kimsenin duymadığı anlamına gelir.
5. Kendi Kaybolmuşluğu
Birçok kadın hayatının bazı dönemlerinde “ben kimim?” sorusuyla karşılaşır. Bu soru dışarıdan duyulmaz, sadece içsel bir yankı olarak dolaşır. Rol çatışmaları, sorumluluklar, beklentiler ve koşuşturma arasında kadın kendini kaybettiğini hissedebilir. Bu kaybolmuşluk dış dünyaya nadiren anlatılır; çünkü anlatmanın karmaşayı daha da büyüteceğine inanılır. Sessizlik burada arayışın bir parçasıdır.
Kadınların sessiz kaldığı konular onların ilgisiz ya da duyarsız olduğunu göstermez. Aksine bu sessizlik çoğu zaman duygusal olgunluğun, gözlem yeteneğinin, direnç biçiminin veya içsel mücadelelerin sonucudur. Dışarıdan sessizlik gibi görünen bu alanlar, içeride çok fazla cümle barındırır.