İç ses çoğu insan için yön gösteren, değerlendirme yapan, uyarı veren ya da motive eden bir yapıdır. Ancak bazı kadınlar belirli dönemlerde bu iç sesi bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde susturur. Susturmak, duyguları yok saymakla aynı şey değildir; çoğu zaman hayatta kalmak, ilerlemek, sorun çıkarmamak veya çevreyi yormamak için seçilen bir yöntemdir. İç sesin sustuğu anlar genellikle kişinin kendisini geri plana attığı, duygularını baskıladığı ya da ihtiyaçlarını ertelediği zamanlardır.
Duygusal Tepki Vermek İstemediğinde
Bazı kadınlar kırıldığında, incindiğinde ya da öfkelendiğinde iç sesleri devreye girer. Aslında ne hissettiklerini bilirler, ancak bunu dile getirmekten çekinirler. Bu durumda iç ses “konuşmalısın” dese bile dışarıya yansıyan sessizlik olur. Bunun nedeni çoğu zaman çatışmadan kaçınmak ya da karşı tarafın tepkisinden korkmaktır. İç ses sustuğunda duygu içeride kalır ve zamanla birikmeye başlar.
İlişkiyi Korumak İçin Geri Adım Attığında
Romantik ilişkilerde ya da arkadaşlıklarda bazen kadınlar iç seslerini dinlemek yerine ilişkiyi korumayı seçer. İç ses “buna razı olmak zorunda değilsin” dese bile kişi susar. Çünkü kaybetme korkusu, yalnız kalma ihtimali veya ilişkiyi zedeleme endişesi baskındır. Bu durum dışarıdan olgunluk gibi görünse de içsel bir ihmal biçimi olabilir.
Yorgunlukla Başa Çıkarken
Zihinsel ve duygusal yorgunluk arttığında iç ses giderek daha zayıf hale gelir. Bazı kadınlar yorgun düşmüşken kendilerine “dur, dinlen, ara ver” demek yerine otomatik pilota geçer. İşleri halletmeye, insanları memnun etmeye, sorumluluklarını tamamlamaya devam ederler. İç ses aslında dinlenmek gerektiğini fısıldar ama beden ve zihin o sesi duymayacak kadar meşguldür.
Başkalarını Üzmemek İçin
Bazı kadınlar başkalarının duygularını fazla önemser. İç ses “ben böyle hissediyorum” dese bile bunu söylemek yerine geri çekilirler. Birinin üzülmesini, kırılmasını ya da hayal kırıklığı yaşamasını istemedikleri için kendi ihtiyaçlarını sessizce yok sayarlar. Bu davranış biçimi çoğu zaman iyi niyetten doğar, ancak uzun vadede kişinin kendine karşı haksızlık yapmasına dönüşür.
Toplumsal Etiketlerden Kaçınırken
Toplumun kadınlara yüklediği görünmez etiketler vardır. “Sessiz ol”, “sabırlı ol”, “idare et”, “fazla büyütme” gibi söylemler iç sesin bastırılmasına neden olur. Bazı kadınlar bu söylemlere istemeden uyum sağlar, çünkü farklı davranmanın çevresel baskı yaratacağını düşünür. İç ses konuşmaya çalışsa bile toplumsal normlar o sesi boğar.
Kendi İhtiyaçlarını Küçümsediğinde
İç ses bazen çok basit şeyler söyler: dinlen, mola ver, kendinle ilgilen, hayır de. Ancak bazı kadınlar bu ihtiyaçları lüks gibi görür. “Önce başkaları” anlayışı baskın olduğunda iç ses geri çekilir. Böylece kişi kendisiyle bağ kurmak yerine dışarıya yönelir.
İç sesin sustuğu anlar kadınların en çok yorulduğu, en çok kırıldığı ve en çok geri planda kaldığı anlardır. Bu anları fark etmek, kişinin kendi iç dünyasını ciddiye alması için önemli bir başlangıçtır.