Bazı kadınlar hayatlarının büyük bölümünde kendi ihtiyaçlarını, isteklerini, hayallerini ve önceliklerini ikinci plana atar. Dışarıdan bakıldığında bu durum fedakârlık, olgunluk ya da sabır gibi görünse de arka planda çok daha katmanlı duygular ve öğrenilmiş davranışlar bulunur. Kendini ikinci sıraya koymak çoğu zaman bilinçsiz bir tercih gibi çalışır; fark edildiğinde ise artık alışkanlık haline gelmiştir.
Öğrenilmiş Fedakârlık Kültürü
Birçok kadın çocukluktan itibaren “önce başkaları” ilkesini öğrenir. Aile içinde kardeşleri kollamak, ev içinde işleri üstlenmek, kimseyi rahatsız etmemek, sorun çıkarmamak gibi görünmeyen eğitimler bu davranışı pekiştirir. Yıllar içinde bu tutum yaşamın her alanına yayılarak kadınların kendi ihtiyaçlarına öncelik vermesini zorlaştırır. Fedakârlık burada erdemden çok, otomatik bir yaşam biçimine dönüşür.
Başkalarını Yormama İhtiyacı
Bazı kadınlarda güçlü bir “yük olmama” isteği vardır. Yardım istememek, derdini anlatmamak, talepkâr olmamak ya da sınır koymamak bu isteğin parçalarıdır. Bu durum toplum içinde uyum sağlamak gibi görünse de kişiyi kendi hayatında geri plana iter. Kendi ihtiyaçlarını söylememek, zamanla bu ihtiyaçların önemsenmesine engel olur.
Uyum Sağlama ve İlişkiyi Koruma Çabası
Kadınların önemli bir kısmı ilişkilerin çatışmasız ilerlemesini ister. Bu nedenle bazı konularda geri adım atar, kendi taleplerini erteler veya duygularını bastırır. Romantik ilişkilerde, aile içi bağlantılarda ve sosyal çevrede bu durum sıkça görülür. İlişkiyi koruma motivasyonu bazen kendini koruma motivasyonunun önüne geçer.
Onaylanma ve Kabul Görme İhtiyacı
İnsan doğası gereği kabul görmek ister. Bazı kadınlar bu kabulü sağlamak adına kendi ihtiyaçlarını ikinci plana alır. İyi bir çalışan, iyi bir partner, iyi bir anne, iyi bir arkadaş olma çabası, kendi benliğini geri itebilir. Onay görmek için verilen bu mücadele, zamanla değeri dışarıdan alma alışkanlığına dönüşür.
Sorumluluk Baskısı
Kadınlar çoğu zaman görünmeyen sorumlulukları taşır: planlama, hatırlatma, organize etme, duygusal düzenleme ve arabuluculuk bunlardan bazılarıdır. Bu sorumluluklar yüzünden kendine ayrılan zaman giderek azalır. Kendi ihtiyaçlarına odaklanmak “gereksiz” veya “bekleyebilir” gibi algılanır. Sorumluluk arttıkça ikinci sıraya geçmek daha da doğal görünür.
“Hayır” Diyememe
Hayır demek birçok kadın için zorlayıcıdır. Çünkü hayır demek sınır koymak, talebi reddetmek ve bazen başkalarını kırmakla ilişkilendirilir. Bu nedenle talepler kabul edilir, işler üstlenilir, zaman başkalarına ayrılır. Hayır diyememek, kendi hayatının yönetimini başka insanların ihtiyaçlarına göre şekillendiren bir davranışa dönüşür.
Değerini Başkalarına Göre Tanımlama
Bazı kadınlar değeri kendi mutluluğunda değil, başkalarını mutlu etmekte bulur. Başkalarının memnuniyeti, onayı veya takdiri olmadığı zaman kendini eksik hisseder. Bu durum kişinin kendi önceliklerini ikinci sıraya atmasına yol açar çünkü değer kazanmak dışarıdan beslenir.
Kendini ikinci sıraya koymak çoğu zaman sessizce başlar, yıllar içinde normalize olur. Ancak bu davranış biçimi kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel alanını daraltabilir. Fark edildiğinde ise ilk soru şudur: “Benim neye ihtiyacım var?” Bu soruyu cevaplayabilmek, ikinci sıradan çıkmanın başlangıç noktasıdır.